Tiyatro Çevirisi Kuramına Bir Bakış
(Özet Çeviri)
Tiyatro çevirisi tarihi Rönesans’a dayanmasına rağmen, yirminci yüzyılın başlarına kadar tiyatro çevirisi üzerine çok az çalışma yapılmıştır. 1980'lerde, yani Çeviribilim’in öne çıktığı, yükselişe geçtiği dönemde, tiyatro çevirisi çalışmaları da artmıştır. Tiyatro çevirisi 1970’lere kadar drama çevirisi olarak incelenmiştir.
Roma döneminde metin odaklı bir anlayışla yapılan tiyatro çevirileri, hümanizmin etkisiyle Rönesans döneminde performans odaklı hale gelmiştir. Örneğin, farklı zamanlarda yaşamış Plautus ve Terence adlı iki oyun yazarı kendilerini aynı zamanda çevirmen olarak da tanımlıyordu. Farklı kültürlerden ve dillerden çevirdikleri veya uyarladıkları oyunların bir başkası tarafından yazılıp kendileri tarafından çevrildiğini de belirtiyorlardı. Roma dünyasında çeviri, yaratıcılık ile taklidin kesişim noktası olarak görülüyor ve her zaman performans odaklı bir bakış açısıyla ele alınıyordu. Çevirmenler, hünerlerini ister bir kürsüde, bir pazar yerinde isterlerse halka açık bir tiyatroda sergilesinler, açık ve net bir dil kullanmaları çok önemliydi. Bu nedenle Plautus ve Terence'in çeviri tekniklerinin yaygın olarak kabul görmesi ve bu yazarların hem özgün oyun yazarları hem de yetenekli çevirmenler olarak görülmesi şaşırtıcı değildir.
Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra, tiyatro faaliyetleri gerilemiştir. Bu nedenle, Roma dönemi ile erken Rönesans arasında tiyatro çevirisi kuramının tarihini izlemek mümkün değildir. Dördüncü ve on beşinci yüzyıllar arasında Batı'da çevirinin başka alanlarına ilişkin olarak da çok az çeviri kuramı üretilmiştir. Kendilerinin ya da başkalarının faaliyetleri hakkında yorum yapan az sayıda kişi de ya dini metin çevirmenleridir ya da hümanizmin etkisiyle ciddi felsefi eserleri ve epik edebiyat örneklerini çeviren çevirmenlerdir. Bu durum, Roma dünyasında daha çok performans ve erek odaklı olan çeviri kuramının, Hıristiyan Avrupa'da büyük ölçüde metin ve kaynak odaklı hale geldiğine işaret eder. Bu metin odaklı dönemde tiyatro edebi bir tür ve oyun yazarı da şair olarak görülüyordu. Örneğin, Roger Ascham'ın "The Scholemaster" adlı eserinde Plautus ve Terence'in oyunları, tiyatro eserlerinden ziyade, diğer Latin şairlerin dizeleri gibi İngilizceye çevrilmesi gereken öğrenme malzemeleri olarak değerlendirilir.
Rönesans’tan sonra hümanizmin etkisiyle yirminci yüzyıla kadar, çevirmenlerin kaynak metni ve metindeki düzeni olduğu gibi koruyup üslubu, kendi yetkinlikleri ve erek dilin nitelikleri elverdiğince yeniden yaratmaları gerektiği fikri hakim olagelmiştir. Bu, oyunlara bir karakter eklenemeyeceği ya da çıkarılamayacağı, olay örgüsünün ise değiştirilemeyeceği anlamına geliyordu.
1970'lerin sonlarından itibaren çeviriyle ilgili düşünceler, Betimleyici Çeviribilim'in kültürel dönemece girmesiyle büyük dönüşüm geçirmiştir. İlk kez, çevirmenin görevine ya da çeviri sürecine değil, erek kültürün ürünleri olarak yapılan çevirilere odaklanılmıştır. James S. Holmes, André Lefevere, Gideon Toury ve 'Tel Aviv-Leuven' eksenindeki diğer isimler Çeviribilimi sosyolojik temelli, hümanist bir alan olarak yeniden şekillendirmişlerdir. Betimleyici Çeviribilim çalışmaları arasında tiyatro çevirisiyle en istikrarlı şekilde ilgilenen akademisyen Susan Bassnett olmuştur. 1985 tarihli "The Manipulation of Literature" adlı derlemede tiyatroya odaklanan tek kişi Bassnett’dir. Bassnett tiyatro çevirisinin edimsel yanını göz önünde bulunduruyor ve çevirmen için problemli olanın da tam olarak bu performatif taraf olduğunu iddia ediyordu. Ona göre, tiyatro çevirmeni için asıl problem, kendi içinde bütünlüğü olan bir metin üzerinde değil, ancak performans sırasında tam potansiyelini gerçekleştirebilecek bir metin üzerinde çalışıyor olmasıdır. Bassnett'in iddiaları da aslında oldukça 'problematikti'; çoğu çeviri kavramının metin odaklı olduğu bir dünyada bir eseri performans odaklı çevirmenin ne kadar zor olduğuna dair bir bakış sunmakla kalıyordu. 1990'larda diğer akademisyenler bu disiplinin performatif hatlarını tanımlamaya çalıştılar - ancak terminoloji söz konusu olduğunda, metinselcilikten kurtulmayı bir türlü başaramadılar.
2000'den sonra performans odaklı kuramlar alana damgasını vurdu diyebiliriz. Bunun en iyi göstergesi, bu tarihten sonra tiyatro çevirisi tarihçilerinin bile sahneleme ve performans konusuna her zamankinden daha fazla ağırlık vermeye başlamasıdır.
Kaynak
Morini, M. (2022). Theatre Translation: Theory and Practice. London,: Bloomsbury Academic. Retrieved April 5, 2024, from http://dx.doi.org/10.5040/9781350195653
Yorumlar
Yorum Gönder