Ortak Sahnede İki Etkinlik: Tiyatro ve Çeviri
Yazan: Ömer Faruk Türkan
Tarihin
başından beri süregelen çeviri ve tiyatro her ne kadar farklı etkinlikler gibi
görünse de aslında temelinde benzerliklere sahiptir, dolayısıyla bu iki
etkinliğin birleşimi diyebileceğimiz tiyatro çevirisi de her ikisinden de izler
taşır. Peki bir oyunun sahnelenmesi çeviri etkinliğine nasıl benzer? Bir
tiyatro oyunu için yönetmenler veya oyuncular, yazılı bir senaryoyu performansa
dönüştürürken unsurlar arasında seçim yaparlar, kendi özgün yorumlarını
katarlar ve genelde bu yorumlar senaryo aynı olsa bile birbirinden farklılık
gösterebilir. Bu nedenle bir oyunun sahnelenmesi ile çeviri arasındaki temel
benzerlik her ikisinin de yorumlama içermesidir. Daha da pekiştirmek gerekirse;
sahnelenen bir oyun orijinal senaryodan farklı olabilir, oyuncular karakterleri
farklı yorumlayarak oynayabilir, yönetmen de karakterleri içselleştirerek bazı
eklemeler veya çıkarmalar yapabilir. Aynı şekilde çeviri sürecinde de
çevirmenler kaynak metni kelimesi kelimesine çevirmez; eklemeler veya
çıkarmalar yaparlar ve her metin özelinde farklı stratejiler kullanmayı
seçebilirler. Buna ilaveten, sahne performansları tekrarlandıkça oyun içeriği
yeniden yorumlanır ve içerikte değişiklikler meydana gelir. Her performans birbirinden
farklı olur. Bu durum çeviri için de geçerlidir. Nasıl ki her sahne performansı
birbirinin aynısı değilse aynı metnin de çeşitli çevirileri, yani farklı yorumları
olabilir. Tekrarla gelen bu yorum farkları, çeviri ve tiyatronun temel ortak özelliğidir.
Hem
tiyatro performanslarında hem de çeviride geleneksel olarak yazılı metinlere
bağlı kalınması gerektiği düşünülür. Yani, yönetmenin/oyuncuların belli bir senaryoya
sadık kalması beklenirken, benzer bir şekilde çevirmenin de özgün yazarın
niyetlerini yansıtabilmek amacıyla kendisini görünmez kılması istenir (yorumlama
yapmaktan kaçınması gerektiği düşünülür). Tabii burada tarihsel gelişmelerin de
tiyatro ve çeviride özgünlük anlayışına etki ettiğini söyleyebiliriz. Mesela Osmanlı
İmparatorluğu döneminde "fikri mülkiyet" kavramı Batı'da olduğu gibi
belirgin bir şekilde tanımlanmıyordu. Batılılaşma döneminde, fikri mülkiyet
kavramı da dahil olmak üzere pek çok hukuki kavram ve düzenleme Batı’dan uyarlanıp
alınınca bu kavramın tanınması ve korunması için ilk adımlar atılmış oldu.
Tiyatro
ile çevirinin ortak yönlerinden bahsettik. Peki tiyatro çevirisinin en temel zorluğu
nedir? Bu soruya, bir oyundaki kültürel unsurların çevirisidir diye yanıt
verebiliriz.
Bir
kelimenin veya ifadenin bir dildeki tam anlamını başka bir dilde aynı şekilde
ifade etmek zordur; bu nedenle bir dilden diğerine aktarılanlar tam olarak
eşdeğer olamayabilir. Bu durum, çevirinin her zaman belirli bir ölçüde kayıpla
veya değişiklikle sonuçlanabileceği anlamına gelir. Böylece çeviride tam bir eşdeğerliğin
illüzyondan ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bir kültürden diğerine
yapılan çevirilerde bir kelime ya da deyim, bir dilde belirli bir kültürel
bağlam içinde anlam kazanırken, başka bir dilde tam olarak aynı anlamı
taşıyamayabilir. Örneğin: Bir tiyatro metninde Japon bir karakter çay ikramı
yapıyor, ancak kendi kültürüne özgü “Chanoyu” adlı bir çay seremonisiyle. Bütün
sahne ev sahibinin çayı servis etme biçimini ve Japon kültüründe yer edinmiş
“çay odası”nın betimlenmesini içeriyor. Tüm bu hummalı hazırlığı ve
betimlemeleri bizim kültürümüze uyarlayabilir miyiz? Ya da uyarlarsak belli bir
kayıp söz konusu olmaz mı? Bu durum, çevirinin bir tür kayıpla veya
değişiklikle sonuçlanabileceği gerçeğini de ortaya koyar. Bu bağlamda, bir
kültürden diğerine yapılan çevirilerde, dil ve kültür arasında tam bir
eşdeğerlik olamayacağını anlamak önemlidir.
Tiyatro
çevirisi sürecinde doğal olarak kültürel bir etkileşim var. Bu etkileşimde, bir
kültür diğerini benimseyip içselleştirebiliyor ve diğeri de hedef kültürde yer
edinebiliyor. Ancak bu etkileşim her zaman adil ve kapsayıcı olmayabiliyor.
Peki
Nasıl?
Erek kültür normlarına yakın olan yabancı
oyunları çevirmek daha kolay olabilir çünkü bu oyunlar erek kültürün beklenti
ve normlarına belli ölçüde uygundur, dolayısıyla değiştirilmesi gereken yerler daha
azdır. Ancak, tiyatro çevirisi bağlamında az konuşulan diller ile çok konuşulan
ve baskın olan diller arasında yapılan çevirilerde bu iş karmaşıklaşıyor. Bu birbirinden
çok farklı dil çifti arasındaki kültürel etkileşimde, yani çeviride çok fazla
değişiklik yapılması söz konusu olabilir.
Tiyatro çevirisi bağlamında uyumlama,
yabancı dildeki oyunların alıcı toplumun normlarına, beklentilerine ve kültürel
bağlamına uyacak şekilde çevrilmesi veya değiştirilmesiyle gerçekleşir. Çevirmenler
veya yönetmen/oyuncular tarafından yapılan bu uyumlama bazen o kadar fazla olur
ki süreç sonunda elde edilen oyun orijinalinden bambaşka bir hal alır.
Uyumlama sürecini üç aşamaya/kategoriye
ayırabiliriz:
1.
Dilin Değişmesi: Uyumlamanın ilk
adımı genellikle dilseldir. Çevirmenler, yabancı dildeki oyunu hedef dile
çevirerek izleyiciler için anlaşılır olmasını sağlamaya çalışır. Bu süreç
sadece kelimeleri değil, aynı zamanda dilsel nüansları ve deyiş ve deyimleri
değiştirmeyi içerir.
2.
Kültürel Uyum: Bu aşamada dilin
de ötesinde geçilir. Oyunun teması, karakterler ve kültürel referanslar alıcı
kültürün normlarına ve beklentilerine göre değiştirilir. Yani bu aşama,
orijinal oyunun bazı yönlerinin değiştirilerek seyirciye daha yakın ya da kabul
edilebilir hale getirilmesini kapsar. Tiyatro gelenekleri, oyun tarzları, sahne
tasarımı ve görsel estetiğin alıcı kültürün beklentilerine uyacak şekilde
ayarlanması demektir. Bu, performansın seyircide yankı bulmasını ve onlara
tanıdık gelmesini sağlar.
3.
İdeolojik Uyum: Yabancı bir oyunun
alıcı kültürün ideolojik normlarına ve değerlerine uyması da gerekebilir. Burada
mevzubahis olan durum, oyun temasının, içeriğinin veya oyunun altında yatan alt
anlamların toplumun baskın inançlarıyla uyumlu hale getirilmesidir. Yabancı
oyunun erek kültür izleyicisi için çok yabancı, tartışmalı veya tuhaf olduğu
düşünülen yönleri çıkarılır veya değiştirilir.
Genel olarak, tiyatro çevirisinde uyumlama,
yabancı bir oyunun, genellikle kültürel önemi ve sanatsal bütünlüğü pahasına,
alıcı toplumun kültürel çerçevesine uyacak şekilde dönüştürülmesini içerir. Bu
süreç, oyunu seyirci için daha erişilebilir kılmaya yardımcı olsa da özgünlük,
kültürel çeşitlilik ve farklı kültürel bağlamlarda sanatsal ifadenin
korunmasına ilişkin soruları da gündeme getirir. Tiyatro çevirisinde ve
sahnelemesinde bu yaklaşımın etik açıdan sürdürülebilir olup olmadığı
sorgulanmalıdır.
İlave
Okumalar
Bassnett, S., & Lefevere, A. (1998). Constructing
cultures essays on literary translation. Multilingual Matters: 90-94
Laera, M. (2020). Theatre and
translation. Macmillan Education.
Venuti, L. (2008). The translator’s invisibility: A history of translation (2nd ed.). Routledge.
Yorumlar
Yorum Gönder