Edebiyat Çevirisinde Makine Kullanımı

 

   Yazan: Azra UYGUR

    Günümüzde gelişen insanlıkla beraber hayatın her alanı teknolojik yeniliklerden öyle veya böyle payını aldı ve çeviri sektörü de bu alanlardan biri. Gelişen bilgisayar destekli çeviri araçları artık yapılan çeviri projelerinde büyük bir yer kaplıyor. Teknik ve özel alan çevirilerinde sıklıkla kullanılan bu araçların fayda ve zararları uzun yıllardır tartışmalara konu olmakta. Peki bu araçları edebiyat çevirisinde kullanırsak ne olur? Geçtiğimiz günlerde Boğaziçi Üniversitesi’nin başlattığı “Edebî Makine Çevirisi Yoluyla Çevirmenlerin Üslubunu Yansıtan Çeviriler Üretme ve Yeniden Çeviriler Oluşturma” isimli TÜBİTAK ARDEB 1001 projesi yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Edebiyat çevirisinde yapay zekanın yeri nedir? Hayata geçirmeye çalışılan bu proje gerçekten mantıklı mı? Sektörde birçok çevirmeni kızdıran bu proje pek çokları tarafından hiç doğru bulunmazken bazıları da yeniliklere açık olunması gerektiğini savundu. Büyük çoğunluk edebiyat çevirisinde yapay zekâ araçlarının kullanımının belli başlı sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Öncelikle bu sorunlardan birkaçına değinip ardından projenin detayları hakkında konuşmak istiyorum. Akıllara gelen en önemli   sorunlardan birisi telif hakkı meselesi.  Yapay zekâ kullanılan bir çeviride telif hakkının kimin olduğu büyük sorunlara yol açıyor. Eğer bu çeviriyi araya başka bir sistem sokulmadan bir çevirmen yapmış olsaydı bu tarz bir karışıklık meydana gelmeyecekti. Ortaya çıkan bir diğer sorun ise çeviri mesleğinin görev tanımının değişmesi. Artık tercümandan metni çevirmesi değil, sınırlandırılmış bir metinde iki üç cümleyi düzelterek hızlıca işi teslim etmesi bekleniyor. Bu durum da çevirmenin artık editör konumuna geçmesine neden oluyor. Tanımının değişmesiyle birlikte aslında çevirmenden istenen de değişiyor, artık iş verenler nitelikten çok niceliğe odaklanarak ne kadar hızlı ve ne kadar fazla iş teslim edildiğine bakıyor. Değinmemiz gereken bir diğer sorun ise yayınevlerinin yapay zekâ kullandıkları konusunda şeffaf olmaması. Yayın evleri yapay zekâ aracılığıyla çevirip piyasaya sürdükleri ürünleri sanki insan çevirmen yapmış gibi tanıtıyor ve insanları kandırıyor. Bu durum hem yayınevinin kendisine hem de hayata geçirilmek istenen bu yeniliğe karşı büyük bir itimatsızlık yaratıyor.

         Sorunlara üstünkörü değindiğime göre biraz da projeden bahsetmek isterim. Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde hayata geçirilen “Edebî Makine Çevirisi Yoluyla Çevirmenlerin Üslubunu Yansıtan Çeviriler Üretme ve Yeniden Çeviriler Oluşturma” isimli TÜBİTAK ARDEB 1001 projesi yapay zekaya edebiyat eserlerini belli çevirmenlerin üslup özelliklerini tanımlatarak makine çevirisi aracılığıyla çevirtmeyi amaçlamakta. Her ne kadar kâğıt üzerinde yenilikçi ve efektif dursa da bu proje akademik dünyada ve sektörde birçok tartışmaya yol açtı. Akademisyenler bu konuya sektörde iş yapan, profesyonel çevirmenler kadar sert yaklaşmasa da sektördeki birçok ismi kızdıran bu projenin nasıl sonuçlanacağı büyük merak konusu. 2024 yılı içerisinde bitirmeyi amaçladıkları bu proje çeviri dünyasında çok ses getirecek gibi duruyor. Proje yöneticisi Doç.Dr. Mehmet Şahin Anadolu Ajansına verdiği röportajda amaçlarının çevirmenin yerini almak olmadığını sadece makine çevirisinin sınırlarını zorlamak istediklerinden bahsediyor. Yaptıkları çalışmada artık hayatta olmayan bazı çevirmenlerin üsluplarını kullanarak sistemde yeni bir algoritma yaratmayı hedefleyen proje grubu çevirmenlerin kendilerine has üsluplarına uygun yeni çeviriler üretip yapay zekanın nimetlerinden faydalanmaya çalıştıklarını dile getiriyor. İlk olarak Nihal Yeğinobalı’nın üslubunu sisteme öğreterek işe başlayan grup aşağıdaki soruların cevabını arıyor:

1-Bir çevirmenin üslubunun ayırt edici ve ölçülebilir özellikleri nelerdir?

2-İsteğe uyarlanmış bir MÇ sistemi bir çevirmenin önceki çevirileriyle eğitildiğinde söz konusu çevirmenin üslubunu ne ölçüde yansıtabilir?

3-Bir metnin var olan çevirileri ile eğitilen isteğe uyarlanmış bir MÇ sistemi aynı metnin farklı bir yeni çevirisini ne derece oluşturabilir?   

     Bu projeye dair kendi fikirlerimi dile getirmeden önce çeviri dünyasında kimler ne tepkiler vermiş bundan bahsetmek istiyorum. Hali hazırda aktif edebiyat çevirisi yapan birçok isim aslında bunun çok da mantıklı bir proje olmadığına değiniyor. Daha önce de bahsedildiği gibi, kâğıt üzerinde güzel bir proje gibi dursa da dikkat çekilen problemler bunun aslında ütopik bir çalışma olduğunu gösteriyor. En büyük problem yukarıda değinilen telif hakkı meselesi olacaktır, çünkü insanların aklına hemen “Bu çeviri kimin?” sorusu gelmektedir. Çok büyük kafa karışıklığına ve hukuki problemlere neden olacak bir konu bu telif hakkı meselesi. Ayrıca üslubun bu kadar kolay rasyonelleştiremeyeceğine dikkat çeken bazı çevirmenler paradan farklı bir konuya da dikkat çekiyor. Üslup aslında kişinin kendi deneyimleriyle, geldiği kültürle, bildikleriyle bir bütün olarak oluşturduğu ve kolay kolay bir zemine oturtulamayacak bir kavram. Çünkü çevirmen yaşamaya, deneyimlemeye devam ettikçe üslubu da aynı oranda gelişiyor, bu yüzden sabit bir zemine oturtmak zordur. Ayrıca bunun bir diğer tarafında kaynak metin, kaynak metnin yazarının üslubu ve edebiyat türünün özellikleri de çevirmenin üslubu yer alır ve bunlar da erek metni önemli derecede etkileyen şeylerdir. Edebiyat, teknik alanlar gibi bilgiyi doğru ve direkt bir şekilde aktarmaya odaklanmadığından ve dili daha alengirli bir şekilde kullandığından kendine has dil ve üslup özellikleri bulunan bu tür; okuru düşündürmek, alt metin yaratmak ve örtülü ifadeler kullanmak için söz sanatlarına başvuruyor. Aslında makine çevirisini etkisiz kılan da edebiyatta kullanılan söz sanatları, dil oyunları ve harf düşmelerini tam anlamıyla aktaramaması. İnsan çevirmen gibi gizlenmiş anlamları görmesi, dile özgü oyunları fark etmesi ve söz sanatlarını kavraması günümüzde hala daha yapay zekanın tam anlamıyla başaramadığı bir durum. İnsan çevirmenin türün özelliklerini en iyi şekilde kavrayıp kullanması da kendi üslubunu şekillendiren ayrı bir faktör. Her bir çevirmenin tarzını birbirinden ayrı ve eşsiz kılan da bu. Buna bağlantılı olarak kendi fikrimi de eklemek ve her çevirmenin her metni çeviremeyeceği konusunu dile getirmek istiyorum. Her metnin gerektirdiği arka plan bilgisi, kaynak ve erek kitlesi farklıdır bu yüzden her metin için farklı arka plan bilgilerine sahip, o metne uygun kararları alabilecek bir çevirmen gerekmektedir. Aslında çevirmenin üslubu dediğimiz şeyin özü budur. Her çevirmen kendi kültürel arka planını deneyimlerini ve öğrendiklerini harmanlayarak ortaya kendine has, özgün bir üslup çıkartır ve bunlar herkes için farklı olduğundan az önce de dediğim gibi her çevirmen her metni çeviremez! Farklı metin türleri sonsuz sayıda olduğu için “Projede sisteme tanımladıkları isimler ve onların üslupları yeterli gelecek mi?” sorusu herkesin aklını kurcalıyor. Başka bir açıdan bakacak olursak bu projede aslında amaçladıkları şey çok yenilikçi bir fikir. Şu ana kadar hep olumsuzluklarından bahsetmiş olsak da bazı çevrelerce sevilen ve desteklenen bu proje belki de çağı yakalamamız için iyi bir fırsat doğurabilir. Akademik dünyada özellikle daha fazla destekçisi bulunan proje belki de teknolojinin nimetlerinden her alanda yaralanabileceğimizi ve eğitim alanında da büyük kolaylıklar sağlayabileceğini bize gösterecek. Proje sonuca ulaşmadığı için net bir yorum yapamasak da şimdilik güzel gidiyor gibi gözüküyor. Bu proje makine çevirisinin sınırlarını zorlayıp, amiyane tabirle, etinden sütünden her şekilde yararlanmak isteyenler için aranan kan değerinde bir projedir. Ayrıca bu projeyle aslında insan çevirmeni korumaya ve savunmaya çalıştıklarından bahsediyorlar. Gelişen AI teknolojileri ile birlikte saniyeler içerisinde bir görsel oluşturup, metin yazılabildiğinden sisteme çevirmenin üslubunu öğreterek onu kalıcı ve saptanabilir hale getirmeye çalıştıklarına değiniyorlar.

    Sonuç olarak, eğitim alanında makine çevirisi bu kadar sistemin içine girmiş ve teknik derslerde kullanılmaya başlanmışken edebiyat derslerini bundan ayrı tutmak manasız. Bu yüzden denenmesi gereken ve eğer olumlu sonuçlanırsa da eğitime katkısı olacak bir çalışma olduğu söylenebilir. Eğitim açısından baktığımızda da gelecek araştırmaların da önünü açacak ve sistemde yapılacak yeniliklere umarız ki yardımcı olacak gibi gözüküyor. Ancak sektörde iş yapan isimlerinde tepkilerini garipsememek lazım, onların değindiği ve tepki gösterdikleri problemler de yerinde ve konuşulması gereken konular. Farklı bakış açılarını savunsalar bile herkesin ilgisini çeken ve sonuçlarının merak edildiği bu projeye şu anda kanaat getirmek çok zor. İlerleyen günlerde yeni gelişmelerle birlikte yazımızı güncellemek en mantıklısı olacak gibi duruyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CAM KIRIKLARI - ARTHUR MILLER

Tiyatro Oyuncusunun ve Yönetmenin Çeviri Metin Üzerindeki Özgürlüğü

Makine Çevirisi Edebiyat Dilinde