Tiyatro Metinlerinde Çeviri: Dil Aktarımından Öte Bir Performans

 

Çeviri süreci tiyatroda iki şekilde ele alınır. Bunlardan biri “Translation as performance” kavramıdır. Bu bağlamda çeviri süreci bir performanstır yahut bir sahneleme eylemidir diyebiliriz. Çevirmen çevirisini yaparken sahnedeki duygu, atmosfer ve estetik unsurları göz önünde bulundurur. Seyircinin nasıl bir deneyim yaşayacağı ön plandadır. Çeviri süreci, dil aktarımından öte seyirciye yönelik bir performans olarak ele alınır.

İkincisi ise “Translation in performance” kavramı olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda da çeviri yalnızca performansın parçası değil, aynı zamanda çeviri sürecinin kendisi de bir performanstır diyebiliriz. Açıklamak gerekirse; oyunun çevirmeni, yönetmen, oyuncular ve dramaturglar sahnedeki performansın birer katılımcısıdır. Yani çeviri, bir ekip çalışmasıdır. Çevirmenin; yönetmenle, dramaturji uzmanıyla, oyuncularla yaptığı iş birliği ve sağladığı sinerji, metnin sahnede seyirci tarafından benimsenmesine katkı sağlar.

Öte yandan tiyatro çevirisi alanında performans, belli soruları ele almak veya bir teoriyi test etmek amacıyla bir araştırma metodolojisi olarak da kullanılabilir. Bunu kullanan isimlerden biri de Utrecht Üniversitesi öğretim üyesi Angela Tarantini'dir. Kendisi çalışmasında şu soruyu ele almıştır: Okunmak üzere yazılmış bir metnin çevirisinin metin üzerinde bir etkisi varsa, sahnelenmek üzere yazılmış bir metnin çevirisinin sahne performansı üzerinde bir etkisi var mıdır?

2016 yılında Tarantini, bu soru ışığında bir deney yaptı. Deneyde iki grup ile çalışıldı; ilk grupta Avustralyalı profesyonel oyuncular yer alırken ikinci grupta ise akıcı İtalyanca konuşan İtalyan-Avustralyalı profesyonel oyuncular yer aldı. Her iki gruptan da aynı oyundan belli sahneleri canlandırmaları istendi. Oyunculardan beklenen, ikonik jestler yapmalarıydı ancak ilk gruptakiler bunları yaparken ikinci gruptakiler yapmadı. Oyuncuların, eylemleri tarif ederlerken jest yapmaları öngörülebilir bir şey fakat bu, en nihayetinde onların bireysel seçimleridir. Oyuncunun sosyal çevresi, yetişme tarzı, ilham aldığı oyuncular ve aldığı eğitim bu seçimleri etkileyebilir. Ancak bu deneyde söz konusu olan, çevirinin oyuncular tarafından farklı yorumlanması ve bir repliğin söyleniş tarzının yahut bir eylemin tarif edilişinin farklı olması. Böylelikle Tarantini, sahnelenmek üzere yazılmış bir metnin çevirisinin sahne performansı üzerinde etkisi olduğunu kanıtlamış oldu.

Son olarak tiyatro çevirisi yaparken çevirmenin karşılaşabileceği temel problemlere değinip yazıyı bitirelim. İlk olarak tiyatro metinleri genellikle yabancı dildeki kelime oyunları, argo kullanımlar, deyimler ve kültürel referanslar içerir. Bu unsurların doğru şekilde erek dile aktarılması, çevirmeni zorlayabilir. Ayrıca tiyatro metinleri sahne üzerindeki ses ve ritim etkisine dayalıdır. Açıklamak gerekirse ses ve ritim; sözcüklerin, cümlelerin, ses özellikleri ve vurgularıyla ilgilidir. Yani metnin sahnede nasıl seslendirileceğini, dinleyiciye nasıl aktarılacağını belirler. Ses, metnin akıcılığı ve etkileyiciliği için önemlidir. Örneğin, bazı metinlerde tekrarlar veya aliterasyon gibi ses oyunları kullanılarak ritim oluşturulabilir. Vurgular da metnin anlamını derinleştirebilir. Bu nedenle, tiyatro çevirisinde ses ve ritmin doğru bir şekilde aktarılması, metnin orijinal etkisini korumasını sağlar. Bu da çevirmeni zorlayan problemlerden biridir. Diğer bir problem ise karakterlerin ruh hallerinin, karakterler arasındaki ilişkilerin ve duygusal derinliğin doğru bir şekilde yansıtılmasıdır. Tüm bu zorlukların üstesinden gelmek için çevirmenin sadece dil bilgisine değil, aynı zamanda tiyatro sanatı ve kültürüne de hâkim olması gerekir.

Konuyla alakalı daha fazla bilgi edinmek isteyenler, “New Paths in Theatre Translation and Surtitling” adlı makaleye göz atabilirler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CAM KIRIKLARI - ARTHUR MILLER

Tiyatro Oyuncusunun ve Yönetmenin Çeviri Metin Üzerindeki Özgürlüğü

Makine Çevirisi Edebiyat Dilinde